logo
  • Italic

    Kısa olmasını hayatın kendisine oynadığı bir oyun olarak kabul etmeyen, bağlama,darbuka gibi çalgılara karşı violin ve kemanı tercih eden her ne kadar soyunun doğudan geldiğini gururla söylese de batıya doğru altına bir poşet alıp kar üzerinde kayarcasına hayat tarzının temellerini bitirmiş eleman.

  • Santiago

    Kendine has stilini hip hop kültürüyle sentezleyen ve 19 sene boyunca işgal ettiği alanlarda herhangi bir iz bırakan ayrıca hayatının dönüm noktasını cinsel organının yerini keşfetmesi olarak tanımlayan ruhuna seslendiği halde beklediği cevabı alamadığı için " piç " olarak tabir edilen insan örneği.

0
italic
Oca20

Bir pencerenin arkasından tüm insanlığa bakıyor gibi hissediyorum kendime son bir kaç gündür. Uykusuz bütün gecelerim insanların geri kalanlarıyla aynı saatleri paylaşmıyoruz. Aslında bu çok hoşuma gitmeye başladı. Yalnızım onca kalabalığa rağmen. Sanki bir ölü yığınının içinde sağ kalmış tek insan gibi. Ölülere bakıyorum. Hayal ediyorum yaşantılarını,üzüntülerini,sevinçlerini. Her insan bir senaryoyu oynuyor ya o senaryoları izliyorum sanki. Ama bir yandan da çok rahatsız edici oluyor bu durum. Yalnızlık ! Güzel bir sevgili ama parfümü o kadar kuvvetli ki nefesimi kesiyor. Kucakladığında boğuyor. Garip…Bazen penceremden bakıyorum dünyanın geri kalanına sürekli bir koşuşturmaca var yorgun dünyanın yorgun insanlarında.Hararetli konuşmalar,kavga eden insanlar,sevişen çiftler,yağmur taneleri,sert esen rüzgar. Soyutlanıyorum sanki somut dünyadan. Ama bazen düşünmeden edemiyorum. Sanırım böyle bir felsefe yada düşünce vardı. Bütün bu hengameyi acaba sadece beynim mi yaratıyor? Bu bir göz yanılgısı mı? Bu koskoca dünya bir hayal mi? Ve öldüğümüz de bir rüyadan uyanmış gibi mi olacağız? Yoksa ruhumun karanlığı,çırpınışları bir aynadan yansır gibi pencereme mi yansıyor? Gözlerim mi bu dünyayı bu hale getiren? Ben masum olsaydım bütün insanlık da masum olacakmıydı? Sorular sorular… Çıldırıyorum sanırım.

Şu aralar yaşadığım hayatı bir kaç cümle ile özetleyeyim.

Dağınık bir yatak…  Sürekli yanan sigaralar… Durmadan çalan bir şarkı… Soğuk duvarlar… Kapalı perdeler…

İşte hayat bundan ibaret.Özlüyorum.300 km, 4 saat. Özlüyorum.İnanılmaz derecede hemde artık dayanamaz oldum. Yalnız değilim ama yalnızım. Ruhum yalnız. Bedenim bile küstü ruhuma. Yalnızca onu değil kendimi de özlüyorum artık. Bu ben değilim hayır! Bu kaçak,kirli,zayıf,bozuk kişilik ben değilim. Kaçıyorum sürekli herşeyden.Kendimden,insanlardan,hayattan,sorumluluktan. Bana öğütlenen,benden beklenilen hiç bir şeyi yapmıyorum. Ağır geliyor omuzlarım bana. Ama annemin bana cevabını duyar gibiyim. O özlediğim ses tonuyla,gerçek sevgi kokan sesiyle cevabını. “BÜYÜYORSUN” Ah be anne büyükmek buysa ben çocuk kalmak istiyorum. Hala kumdan kaleler yapmak istiyorum,oyuncaklarla oynamak,ağlamak istiyorum. Çocuk kalmak istiyorum…

H.E.

Yorum yapın

"Lorem Ipsum"da noliy? Lorem ipsum mu lorem ne ki? Neyse ya. İki kişilikli dünyanın iki kişilikli torunları sizleri iki kişiliğe sahip ŞizoBlog olarak selamlıyoruz.Ne halt yediğimizi,hangi boklarda ne tür boncuk aradığımızı ve daha daha dahasını ilerki zamanlarda içeriklerimizden anlayacaksınız.
continue
rss
rss


Biz iki kişiyiz.İki deli gömleği giymiş ve ayak parmaklarıyla yazı yazan,faşist ruhlu,yüzüne bakınca birini sapık diğerini seri katil olarak nitelendirebileceğiniz,sigara konusunda marka tanımayan,alkol konusunda anlaşamayan(vodka-rakı),aşk hayatları çok farklı,katil olmaya eğilimli(öldürme şekilleri farklı),parantez kullanmayı seven ve en az 5 kere aynı şeyleri söyleyebilecek kapasitede elemanlarız.

İki kişinin tek blogu., WordPress - TR Üzerine Kurulmuştur
Temayı bunlar yaptı : Retro Design Studio